• Uluslararası Eczacilik Federasyonu - FIP

  • İtalyan Lisesi

  • Deniz Ticaret Odası

  • Kastamonu Birlik Toplantıları

  • Askerlik

  • Eczacılık Yüksek Okulu Talebe Derneği

  • Milli Türk Talebe Birliği

  • Bağ-Kur

İlaç üzerinde satranç
Giderek artan sağlık harcamaları siyasetçiler, ilaç Şirketleri, eczacılar arasında amansız ve kaygılı bir tartışma başlattı.

 Y O R U M

 
Özellikle son yüzyılda ilaç, sağlığın temel güvencesi olmuştur.
Günümüzde ilacın insanların ömrünü uzattığı bilim adamları tarafından kabul edilmiştir.
İlaç üretim alanları eczane ve laboratuar döneminden sonra modern fabrikalarda yüksek teknolojiyle üretilmeye başlamasıyla birlikte doktor, eczacı kimyager gibi uzmanların yanında  büyük yatırımcıların da ilgi odağı olmuştur.
İlaç tüketim giderleri dünya toplamında 1 trilyon dolara yaklaşmıştır.
Dünyada fert başına düşen ilaç masrafı 7 dolarla 1000 dolar arasında değişmektedir ve tüketimim yüzde 80’ni gelişmiş ülkelerde gerçekleşmektedir.
Gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerin bu farkın kapatılması için daha nice yıllar bekleyeceği ortadadır.
İlaç giderlerinin düşürülmesi için ülkeler patent süresi dolan ilaçları jenerik (eşdeğer) olarak üretme yolunu seçmiştir.
 
 
 
 
Türkiye’ye gelince :
 
“Tedavi giderlerini karşılayan Sosyal Güvenlik Kurumu  (SGK) yaklaşık yüzde 50’si daha ucuza üretilen jenerik ilaçlar dahil herşeye rağmen yılda yaklaşık 9 milyar dolar ödemenin önünü alamamıştır.
Tl aleyhine kur farkları ve üretim giderleri ile tüketim miktarının yükselmesi ilaç ödemelerini giderek arttırmaktadır.
 
SGK, ilaç ve tedavi  giderlerini düşürmek için bugüne kadar ilaç fiyatları ve kârlarını düşürmekle sigortalıların katkı paylarını arttırma yolunu defalarca denemiştir.
Bilgi kaynakları 2010 yılı sonu itibariyle SGK’nın emekli aylığı ödemeleri ile ilaç ve tedavi giderlerinin 126,4 milyar tl olduğunu göstermektedir.
Pirim gelirleri ise 66,9 milyar tl olduğuna göre aradaki farkın bugüne kadar olduğu gibi bütçeden kapatılacağı açıktır.
Yıl içi geçici veriler dikkate alındığında 2011 yılında SGK açığının daha da artacağı tahmin edilmektedir.
2012 yılı bütçe tasarısına göre bütçeden SGK’ya 69,1 milyar Tl aktarılması gerekiyor. “
 
Bu genel tablo ilaç ve tedavi giderleri artışının kısmen de olsa durdurulması için SGK’nın yeni tedbirler alması gerektiğini ortaya koymaktaydı. Nitekim Hükümet Kasım ayında yeni bir ‘ilaç fiyat kararnamesi’ çıkararak eczane, depo ve ilaç şirketleri kârlarının yeniden düşürülmesine yol açmıştır. Kararname eczanelerin stok zararlarının ilaç şirketleri tarafından ödenmesini de öngürmektedir.
Diğer ayrıntılara girmeden genel bir değerlendirme yaparsak  ilaç sektörü kesimleri ile Hükümet ve Muhalefetin sergilediği tavırları şöyle yorumlayabiliriz :
 
  • AKP iktidarı 2011 seçimlerinde aldığı yüksek oyun sağlık hizmetlerinde gösterilen performansdan ileri geldiğinin farkındadır. Nitekim Hükümet üyeleri de bu gerçeği teyid etmektedirler. Bu performansın AKP’ye yüzde onbeş oy kazandırdığı genelde kabul edilmektedir. Eczacıların eczanelerde verdiği memnuniyet verici hizmetlerin AKP lehine oya dönüştüğü ortadadır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik iktidarına yansıyan bu siyasi desteği kaçırmamak için vaatlerde bulunarak eczacıları yanına almak suretiyle İlaç Şirketlerine yüklenmektedir. Böylece bir taşla iki kuş vurmak isteyen Bakan Çelik meydana gelen bir hesaba göre yaklaşık bir milyar dolarlık riskin önemli bir bölümünü ilaç şirketlerine yıkarken diğer taraftan eczacıların tepkisinden kurtulacaktır...
 
  • CHP Genel Başkan Yardımcısı Yakup Akkaya’nın TEB kongresindeki konuşmasından anlaşıldığına göre katılım paylarının yükseltilmesine karşı çıkarak seçmenlerin dikkatlerini CHP’nin sağlık politikalarına çekmek istemektedir...
 
  • Eczacılar ise meydana gelen bu riskden en az etkilenmenin yollarını aramaktadır. Halkla bire bir karşı karşıya olan eczacılar kendi aleyhlerine olmasına rağmen ilaç fiyatlarının düşürülmesine karşı çıkmamakta ancak riskin ilaç şirketlerine yıkılmasını yeğlemektedir. Kararname eczanelerin stok zararlarını karşılamayı ilaç şirketlerinin üzerinde bırakmıştır ancak  bu yeterli değildir çünkü eczanelerin kâr kayıpları da  ciddi boyutlardadır. TEB Genel Başkanı Erdoğan Çolak’ın birçok eczanenin varlığını sürdürebilmesi için gerekli olan kayıp eczane kârlarını Bakanlığın desteğiyle yeni yapılandırmalarla telaffi edebileceğini düşündüğü söylenebilir...
  
  • İlaç Şirketleri sürekli fiyat düşürülmesinde bıçağın kemiğe dayandığını söyleyerek bazı ilaçların üretiminin durabileceği silahını ortaya koymaktadır. Geçmiş yıllarda istedikleri fiyatları alamayan bazı ilaç şirketlerinin bu klasik tavırları Hükümetleri ciddi boyutlarda etkilemiş ve Hükümet politikalarının değiştirilmesine yol açmıştı. Hükümetler ilaç sorunu vardır derken diğer taraftan ilaç şirketleri adına beyanat veren rahmetli Nejat Eczacıbaşı ‘ilaç sorunu değil Bakanlık sorunu var’ demişti.Bazı ilaç şirketleri eczanelerin stok zararlarını dahi ödemeyeceklerini ve ticari iskontoları kaldıracaklarını söylemeye bugünden başlamıştır.
 
Kısaca ifade etmek gerekirse sektör kesimlerinin, Hükümet temsilcisi ve Muhalefet temsilcisinin aşağıdaki  kısaltılmış ve sadeleştirilmiş beyanları insanın aklına ister istemez ‘ilaç üzerinde satranç” deyimini getirmektedir. 
 
İ.Ç.
 
 
************************************** 
 
  
 
 
 
H A B E R
 
 
 
 
İLAÇ KONUSUNDA TARAF OLANLARIN DÜŞÜNCELERİ
 
 
 
 

 CHP Genel Başkan Yardımcısı Yakup Akkaya    

  
“AKP iktidarı sağlığı oyuncak haline getirdi. Hem de çok pahalı bir oyuncak. Bundan öncelikle hastalar zarar görüyor, sadece hastalar değil hekimler, eczacılar, hemşireler, sağlık teknisyenleri, herkes zarar görüyor.
 
Eczacılar hastalarla aralarına para girmesini istemedikleri için katılım paralarının kaynaktan kesilmesini istiyorlar, tahsildarlık yapmak istemiyorlar.
 
Geçmişte emekliden % 10, çalışandan %20, raporludan %0 alınan katılım paylarının ortalaması %12 iken 2003 den itibaren aşama aşama gelinen bugünde hastalar beş ayrı çeşit ödemeyle %42 katkı payı ödüyorlar. Bunun adı “sağlığın paralı hale gelmesidir; bunun adı eczacıyı AKP’nin sağlık politikalarının veznedarı haline getirilmesi; bunun adı ilaç fiyat farkı, muayene ücreti ve ilaç fiyat farkıdır.”
 
2005’te 70 kuruş olan muayene ücretleri nihayet 15 liraya çıkmıştır. Hastalar sağlığa ulaşamaz duruma gelmiştir. Hastayla eczacı arasına paranın girmesinden çok ötede, hasta ile ilaç arasına da para girmiştir.
 
Ücretsiz olacağı söylenen birinci basamak sağlık hizmetlerinde önce talep artırılmış, sonra paralı hale getirilmiştir. Birinci basamak sağlık hizmetinden ücret alınması Anayasaya açıkça aykırıdır.
 
Seçim geçti yeşil kart üzerinden oylar toplandı ya şimdi de 2012’de yeşil kartı da budamaya hazırlanıyorlar. 279 liranın üzerinde aylık geliri olanlar zengin sayılacak ve prim ödeyerek sağlığa ulaşacak..
 
İlaç Fiyat Kararnamesi ile eczacılar sanayicinin insafına terk edilmiştir. Kamu Kurum iskontolarıyla eczacıların emeğine bir kez daha el konulmuş, hastaların ödeyeceği ilaç fiyat farkları arttırılmıştır.
 
Bu tabloyu tersine çevirmek, sağlıkta dönüşümü durdurmak için sivil toplum örgütleri ile, meslek örgütleri ile birlikte mücadele etmek zorundayız.  

 

 

 

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik    

Türk Eczacıları  Birliği ile Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) arasında serbest eczanelerden hizmet alımıyla ilgili yenilenecek protokolde yeni düzenlemeler yer alacak, ''Eczacıların hatayla yaptıkları işlemler sonucunda hemen fesih cezasıyla karşı karşıya kalmalarının önüne geçilecek. Kupür, rapor, sağlık karnesi bulundurulması gibi nedenlerle ilgili cezalar da kaldırılacak.    

 
 2012'de Yeşil Kartlıların da bu sisteme dahil edilecek, vatandaşların yüzde 100'ünü kapsayan bir çatı oluşacak, gelir testi uygulamasıyla asgari ücretin 1/3'ünden az (279 tl) gelire sahip olanların primleri devlet tarafından karşılanacak.  Uygulamada ortaya çıkabilecek rahatsızlıklara karşı diyalog kapıları açık olacak.
 
Sağlık alanında birçok iyileştirme yapıldı, kamu kaynaklarının sağlığa gitmesinden rahatsız olunmayacak.  
 
 Sağlık harcamaları arttı ancak yapılan düzenlemeler nedeniyle vatandaşların sağlık hizmetlerinden memnuniyeti yüzde 90'lara çıktı.  
 
 Eczacılara 2007-2009 yılları arasında 1.3 milyar liralık kaynak aktarıldı. 
 
 Türk Telekom ile yapılan görüşmeler çerçevesinde elektronik ortamda iyileştirmeler yapılacak   
 
 1 Ocak 2012 itibariyle yeşil kartlılar ve sosyal güvencesi olmayanlar da genel sağlık sigortası kapsamına alınacak.
 

Yeni kamu kurum ıskontoları nedeniyle eczanelerde oluşacak olan stok zararı sorunununu Bakanlık üstlendi.

Eczacılarımız bir sıkıntı yaşamayacak, sorun Sanayi ile sektör ile SGK arasında çözülecek.

Burası bir hukuk devletidir, 'ben kanun dinlemem, kararname dinlemem' deme yetkisine kimse sahip değildir."

 

 

 

Türk Eczacıları Birliği Genel Başkanı Erdoğan Çolak 

Sağlıkta Dönüşüm Programı hastaları sağlık piyasasında müşteriye dönüştürdü.
Sağlık Harcamalarının artışı devam ediyor.
 
KHK ile kurulması öngörülen Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu ile ilaç konusunun devletin yetki ve sorumluluğundan çıkarılarak düzenleyici bir üst kurula bırakılacaktır.
 
     ''Bu kurumsal yapı ile ilaç ve eczacılık arasındaki bağ koparılmaktadır. Zira ilaçla ilgili tüm kararları alma ve hukuksal tüm düzenlemeleri yapma yetkisini İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumuna veren bu hükümde eczacının adı bir kez bile geçmemektedir. Günümüzde kısmen de olsa devlet tarafından denetlenen, ruhsatlandırılan ve fiyatlandırılan ilaç tümüyle bir piyasa metası haline getirilmektedir. Bunun yakın gelecekteki sonuçları, ilaçta fiyatlandırma ve ruhsatlandırma serbestisi sağlanması, sağlık beyanı adı altında reçeteli ilaçlar da dahil olmak üzere ilaçta reklamın önünün sonuna kadar açılması, tezgah üstü ürünlerinde (OTC) tüketimin artması olacaktır.''
 
KHK ile aynı gün çıkan RTÜK Yönetmeliği ile ilaçta reklamın önünü açan düzenlemeler getirilmiştir. Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu'na da KHK ile ''piyasaya arz edilen ilaç, tıbbi cihaz ve ürünlerin reklam ve tanıtımının usul ve esaslarını belirleme ve uygulamasını denetleme'' görevi verilmiştir.
 
 İlaçta reklamın tek bir amacı vardır, ilacın tüketimini artırmak. İlacı doktor ve eczacı gözetiminden ve eczaneden çıkarmak demek, halk sağlığı sorunları ve artan ilaç harcamaları demektir. Dolayısıyla ister reçeteli ister reçetesiz olsun, ilacın reklamının yapılmasına hiçbir biçimde izin verilmemelidir.
 
İlaç Fiyat Kararnamesi ile eczacıların stok zararlarının karşılanmasının hüküm altına alınmıştır. İlaç firmalarının buna uymayacaklarına ilişkin açıklamaları kabul edilemez, aynı sorun ilaç fiyat farkları için de geçerlidir.
 
Serbest eczanelerden hizmet alımıyla ilgili SGK ile TEB arasında imzalanacak protokolde, ''Eczacıların haklarının daha fazla korunduğu, temel sorunlarının çözüldüğü, hasta güvenliği ve ilaca erişim noktasında vazgeçilmez olarak gördüğümüz, yıllarca örgüt olarak ter döktüğümüz, başımızı koyduğumuz sıralı dağıtımın mutlaka yeniden yer aldığı bir protokol eczacılar için bir zorunluluktur''.
 
 

 

 

 

Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği Genel Sekreteri Engin Güner    

Yeni fiyat kararnamesi ilaç pazarını yüzde 35 düşürecektir. Toplamda sektör 3 milyar lira küçülecektir.
 
Kararnamenin yürürlüğe girmesi durumunda tüm ilaç tedarik zinciri olumsuz etkilenecek, hastaların ilaca erişiminde sorun yaşanabilecektir.
 
Kararnamenin uygulanmasında hastalar açısından büyük sıkıntılar olabilir, özellikle kalp-damar, diyabet ve kanser gibi son derece kritik hastalıkların tedavisinde kullanılan bazı ilaçların tedarik edilmesinde aksamalar yaşanabilir.
 
Beşeri İlaçların Fiyatlandırılmasına Dair Karar'da yapılan değişiklikle, 4 Aralık'tan itibaren orijinal ve eşdeğer ilaçların depocuya satış fiyatlarında referans fiyatın yüzde 60'ını geçmeme hükmü getirildi.
 
Bakanlık Türkiye, Fransa, İtalya, İspanya, Portekiz ve Yunanistan'daki en düşük fiyatı referans fiyat olarak alıyor. Türkiye'de zaten Avrupa'nın en ucuz ilaçları satılıyor. Kararnameyle bu fiyatlar yüzde 40 daha düşecek, öte yandan devlete zaten yapılmakta olan iskonto üzerinden yüzde 13 daha iskonto talep ediliyor. Yapılması öngörülen tasarrufların yükü yaklaşık yüzde 75 oranında orijinal ürünlerin ve dolayısıyla innovasyonun üzerinde etkili olacak.
 
40 orijinal ilaç firmasının üye olduğu AİFD'nin bu şirketlerle yaptığı ankete göre, üst düzey yöneticilerin yüzde 84'ü, şirketlerinin bu koşullarda sermaye ve üretim yatırımları yapmasını beklenmiyor. Yüzde 92'si yeni düzenlemeyle Türkiye'de Ar-Ge yatırımlarının da olumsuz etkileneceği görüşünü dile getirirken yüzde 68'i de sektör olarak karar oluşturma süreçlerine katılamamaktan rahatsızlık duyuyor. Yeni fiyat kararnamesiyle ilgili düzenleme yeniden gözden geçirilmeli, hastaların ilaca erişimini güçleştirmeyecek alternatifler üzerinde durulması gerekir

 

 

 

 

 

 

 

Habere Yorum Yapın
Adınız
Email Adresiniz
Mesajinız
Güvenlik Kodu
Kodu Giriniz
Kullandığınız Tarayıcı : Bilinmiyor
İp Adresiniz : 54.198.243.51
Toplam Hit : 1887164
Internet Explorer 6.0 ve Üzeri Web Tarayıcıları ile 1024 x 768 Çözünürlük ve Gerçek Renk Ekran Özellikleri Tavsiye Edilmektedir.
@2010 wwww.ibrahimcetinkaya.com Tüm Haklari Saklıdır. izinsiz ve kaynak gösterilse dahi kullanılamaz.
a
a
a